Özgürlük ve Sorumluluk: Hayatımızın Neresinde Duruyoruz?
Bazen hayatımızda değiştirmek istediğimiz çok şey olur. Bir ilişkinin bizi yorduğunu, işimizin bizi tükettiğini, geçmişte yaşadıklarımızın bugünümüzü etkilediğini söyleriz. Bütün bunların içinde kendimize şu soruyu sormak kolay değildir:
Bu hayatın içinde benim payım ne?
Bu soru, kendimizi suçlamak için değil, özgürlüğümüzün nerede başladığını görebilmek için önemlidir.
Özgür Olmak Her Şeyi Seçebilmek midir?
Özgürlük çoğu zaman istediğimizi yapabilmek olarak düşünülür. Oysa hayatın bize sunduğu koşullar her zaman tercih ettiğimiz gibi değildir. Geçmişimizi, ailemizi, başkalarının kararlarını veya karşılaştığımız her zorluğu seçemeyiz.
Fakat içinde bulunduğumuz koşullarla nasıl bir ilişki kuracağımız, hangi tutumu geliştireceğimiz ve hangi adımı atacağımız üzerine düşünme imkânımız vardır.
Bu imkân her zaman sınırsız değildir. Bazen seçeneklerimiz daralır, bazen gücümüz yetmez, bazen de henüz göremediğimiz bir çıkış yolu vardır.
Ancak özgürlüğü yalnızca koşulların ortadan kalkmasına bağladığımızda, kendi hareket alanımızı da gözden kaçırabiliriz.
Sorumluluk Suçlanmak Değildir
Bir danışan şöyle söylüyor:
“Ben böyle davranmak istemiyorum ama elimden gelmiyor. Zaten çocukluğumdan beri böyleyim.”
Bu cümlede geçmişin etkisi olabilir. Öğrenilmiş davranışlar, ilişkisel deneyimler ve kişinin kendisini koruma biçimleri bugününü gerçekten etkileyebilir.
Terapide amaç, bu etkileri yok sayarak kişiye “Her şey senin elinde” demek değildir.
Bunun yerine şu soruya yaklaşmak mümkün olabilir:
“Bütün bunların etkisi varken, bugün senin yapabileceğin ne var?”
Sorumluluk, yaşanan her şeyin sebebi olmak değildir. Yaşananların içinden kendi payını, kendi imkânını ve kendi seçimini görebilmektir.
Değiştiremediğimiz Şeylerle İlişkimiz
Bazen bir insanın değişmesini bekleriz. Bizi anlamasını, özür dilemesini, hak ettiğimizi düşündüğümüz ilgiyi göstermesini isteriz.
Bunlar anlaşılır beklentilerdir. Fakat bir başkasının davranışını kontrol etmeye çalışmak, kendi yaşamımızı onun kararlarına bağlayabilir.
Gerçeklik Terapisi’nin önemli sorularından biri burada anlam kazanır:
“İstediğin şeyi elde etmek için yaptıkların sana gerçekten yardımcı oluyor mu?”
Bu soru, kişiyi başarısız olduğu için yargılamaz. Mevcut seçimlerinin ihtiyaçlarıyla ve hedefleriyle ilişkisini değerlendirmesine yardımcı olur.
Bazen sorumluluk, daha fazla çabalamak değil; artık işe yaramayan bir çabayı fark edip başka bir yol denemektir.
Özgürlük Bir Yük Değil, Bir İmkândır
Özgür olmak her zaman rahatlatıcı değildir. Seçim yapabilmek, seçimin sonuçlarıyla karşılaşma ihtimalini de beraberinde getirir.
Bu nedenle bazı insanlar karar vermeyi erteler. Başkalarının yönlendirmesini bekler, koşulların değişmesini umar veya “Benim elimden ne gelir ki?” düşüncesine sığınır.
Bazen gerçekten elimizden gelen sınırlıdır. Bunu kabul etmek de gerçeklikle temasın bir parçasıdır.
Fakat sınırlarımızı görmek ile kendi imkânımızı bütünüyle reddetmek aynı şey değildir.
Belki özgürlük, her şeyi değiştirebilmek değil; değiştirebileceğimizle değiştiremeyeceğimiz arasındaki ayrımı daha açık görebilmektir.
Son Bir Soru
Hayatımızda her zaman seçmediğimiz koşullar olacaktır. Geçmişimiz, ilişkilerimiz, kayıplarımız ve karşılaştığımız adaletsizlikler bizi etkileyebilir.
Bütün bunları inkâr etmeden kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“İçinde bulunduğum hayatı bütünüyle ben seçmedim. Peki, bundan sonra onunla nasıl bir ilişki kuracağım?”
Belki sorumluluk burada başlar.
Kendimizi suçlayarak değil, kendimizi ve gerçekliği daha dürüst görebilerek.
Çünkü özgürlük, her istediğimizi yapabilmekten önce, hayatımızdaki kendi payımızı fark edebilme imkânıdır.



