Psikoterapi Serisi – 5: Terapide Zorlanmak Neden Bazen İyidir?

Psikoterapi çoğu zaman rahatlama ile eş anlamlı düşünülür. “Seans iyi geçti mi?” sorusu çoğu zaman şu anlama gelir: “Kendimi daha iyi hissediyor muyum?” Oysa terapi her zaman rahatlatmaz. Bazen seans bittiğinde zihniniz daha dolu, kalbiniz daha ağır, hatta içiniz biraz karışık olabilir. Ve bu her zaman kötü bir şey değildir. Rahatlama mı, Dönüşüm mü? Bir

Psikoterapi Serisi – 4: Teknik mi, Zemin mi?

Psikoterapi denildiğinde çoğu zaman teknikler akla gelir. Bilişsel yeniden yapılandırma, duygu düzenleme stratejileri, maruz bırakma, sınır koyma çalışmaları… Teknikler değerlidir. Yılların birikimiyle oluşmuş yöntemlerdir. İşe yararlar. Ancak şu soru çoğu zaman yeterince sorulmaz: Teknik neyin üzerine oturuyor? Teknik Her Zaman İyileştirir mi? Bir danışan düşünelim: “Kendimi değersiz hissediyorum.” Bu cümleye teknik bir müdahale mümkündür. Olumsuz

Psikoterapi Serisi – 3: İyileşme Nedir?

Psikoterapide en çok kullanılan kelimelerden biri “iyileşme”dir. Ancak bu kelime çoğu zaman belirsizdir. İyileşmek ne demektir? Semptomların azalması mı? Daha az kaygı mı? Daha az ağlamak mı? Daha işlevsel olmak mı? Elbette bunlar iyileşmenin parçaları olabilir. Ancak benim için iyileşme, bir sonuca ulaşmak değil; bir yönelime girmektir. Lokal Rahatlama mı, Bütüncül İyileşme mi? Bir danışan

Psikoterapi Serisi – 2: Psikoterapi Ne Değildir?

Psikoterapinin ne olduğunu konuşmak kadar, ne olmadığını konuşmak da önemlidir. Çünkü çoğu hayal kırıklığı, yanlış beklentilerden doğar. Psikoterapi her şeyi düzeltmez. Hayatı kusursuz hale getirmez. Acıyı tamamen ortadan kaldırmaz. Ve belki de en önemlisi: Psikoterapi sadece iyi hissettirme süreci değildir. Psikoterapi Bir Hızlı Çözüm Merkezi Değildir Bazı danışanlar terapiye şu beklentiyle gelir: “Bunu bir an

Psikoterapi Serisi – 1: Psikoterapi Nedir?

Psikoterapi çoğu zaman bir “iyileştirme hizmeti” gibi düşünülür. Sorunları azaltmak, kaygıyı düşürmek, ilişkileri düzeltmek, daha iyi hissetmek… Elbette bunlar küçümsenecek hedefler değildir. Ancak psikoterapi yalnızca bunlardan ibaretse, bir şey eksik kalır. Benim için psikoterapi; insanın kendiyle, değerleriyle, çelişkileriyle ve gerçekliğiyle kurduğu ilişkiyi fark etmeye başladığı bir alandır. Semptomlar bu sürecin parçasıdır; fakat merkezin kendisi değildir.

Gerçeklik Terapisi ile Varoluşçu Yaklaşımın Kesiştiği ve Ayrıştığı Noktalar

Özgürlük, sorumluluk ve seçim kavramları iki yaklaşımın ortak zeminini oluşturur; ancak insan doğasına bakış ve müdahale biçimleri farklılaşır. Psikoterapi kuramları farklı terminolojiler kullansa da, bazı yaklaşımlar insanın temel varoluşsal meselelerinde ortaklaşır. Gerçeklik Terapisi ve varoluşçu yaklaşım da bu ortak zeminde buluşan, ancak yöntem ve vurgu açısından ayrışan iki önemli perspektiftir. Ortak Zemin: Özgürlük ve Sorumluluk

Varoluşçu Psikoloji Bağlamında Bağımlılık: Kaçış ve Anlam!

Bağımlılık yalnızca bir maddeye değil; bazen varoluşun ağırlığına verilen bir cevaptır. Bağımlılık çoğu zaman biyolojik, davranışsal veya psikiyatrik bir problem olarak ele alınır. Oysa varoluşçu psikoloji perspektifinden bakıldığında bağımlılık, insanın özgürlük, sorumluluk, yalnızlık ve anlam gibi temel varoluşsal gerçekliklerle kurduğu ilişkinin bir yansıması olabilir. Varoluşsal Kaygı ve Kaçış İnsan özgürdür. Ancak özgürlük beraberinde sorumluluk getirir.

Bağımlılıkta Roller: Herkes Neden Aynı Oyunu Tekrarlar?

Bağımlılık çoğu zaman tek bir kişinin değil, paylaşılan rollerin hikâyesidir. Bir Tiyatro Sahnesi Düşünün Bir tiyatro sahnesi düşünün. Oyunculardan biri rolünü bıraksa bile oyun bitmez. Bir başkası o rolü devralır, sahne devam eder. Bağımlılık da çoğu zaman böyle işler. Ortada tek bir “sorunlu kişi” varmış gibi görünür ama sahnenin arkasında herkesin bildiği, alıştığı roller vardır.

Sorumluluk Almadan Hayat Kalitesi Artmaz

“Bazı gerçekler vardır; motive etmez ama uyandırır.” Bir adam her sabah aynı yoldan işe gider. Yol bozuk, trafik yoğun, herkes gergindir. Her gün şikâyet eder: “Bu yol çekilmiyor.” Bir gün biri ona şunu söyler: “Bu yolu kullanmak zorunda değilsin.” Adam durur. Yolun bozuk olması onun suçu değildir. Ama her gün aynı yoldan gitmeye devam etmek

Madde Bağımlısı Danışanların İzlem Süreci Ölçümleri

Bağımlılıktan iyileşme süreci, yalnızca madde kullanımının bırakılmasıyla sınırlı değildir. Bu süreçte kişinin iç dünyasını, farkındalığını, manevi yönünü ve günlük yaşam becerilerini anlamak ve takip etmek de çok önemlidir. Bu sayfada yer alan ölçekler, sizin iyileşme yolculuğunuzda hangi aşamada olduğunuzu daha iyi görmemize yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Ölçeklerden elde edilen bilgiler: Craving (Aşerme) Ölçeği: Maddenin kullanım