Psikoterapi Serisi – 3: İyileşme Nedir?
Psikoterapide en çok kullanılan kelimelerden biri “iyileşme”dir.
Ancak bu kelime çoğu zaman belirsizdir.
İyileşmek ne demektir?
Semptomların azalması mı?
Daha az kaygı mı?
Daha az ağlamak mı?
Daha işlevsel olmak mı?
Elbette bunlar iyileşmenin parçaları olabilir.
Ancak benim için iyileşme, bir sonuca ulaşmak değil; bir yönelime girmektir.
Lokal Rahatlama mı, Bütüncül İyileşme mi?
Bir danışan panik atak yaşamamaya başladığında bu önemli bir gelişmedir.
Ancak şu soruyu sormak gerekir:
Panik atak ortadan kalktı ama hayatındaki korkularla ilişkin değişti mi?
Bir danışan artık ilişkilerinde “hayır” diyebiliyorsa bu kıymetlidir.
Ancak şu soru hâlâ geçerlidir:
Bu sınır koyma, değerlerinle temasın sonucu mu;
yoksa incinmemek için örülmüş yeni bir duvar mı?
Lokal rahatlama, belirli bir sorunun azalmasıdır.
Bütüncül iyileşme ise kişinin kendi içsel dünyasıyla kurduğu ilişkinin değişmesidir.
Semptomun Ötesine Bakmak
Semptom çoğu zaman rahatsız edicidir.
Kaygı, öfke, değersizlik, kıskançlık…
Ancak semptom bazen yalnızca bir arıza değil, bir işarettir.
Örneğin:
“Kendimi sürekli yetersiz hissediyorum.”
Bu cümleyi sadece özgüven eksikliği olarak ele almak mümkündür.
Ancak daha derine inildiğinde şu görülebilir:
- Değer sistemi performans üzerine kurulmuş olabilir.
- Koşullu kabul deneyimleri içselleştirilmiş olabilir.
- Sevilmenin başarıya bağlı olduğu inancı taşınıyor olabilir.
Semptom azaldığında rahatlama olur.
Ancak kişi bu yapıyı fark ettiğinde iyileşme başlar.
İyileşme Dinamik Bir Süreçtir
İyileşme benim için statik bir durum değildir.
“İyileştim” denilen bir bitiş noktası yoktur.
İyileşme; farkındalığın genişlemesi,
anlam üretme kapasitesinin artması ve
kişinin kendi değer sistemiyle daha tutarlı yaşayabilmesidir.
Kişi kendi içinde bir terazi kurabildiğinde iyileşme derinleşir:
- Bir kefeye mantıklı ve yararlı olanı koyar.
- Diğer kefeye zarar verici ve tutarsız olanı koyar.
- Ve seçimini bilinçli biçimde yapabildiğini fark eder.
Bu seçim her zaman kolay değildir.
Ama bilinçli hale geldiğinde dönüşüm başlar.
İşlevsellik İyileşmenin Nedeni mi, Sonucu mu?
Psikoterapide işlevsellik önemlidir.
Kişinin hayatını sürdürebilmesi, ilişkilerini yönetebilmesi, sorumluluklarını yerine getirebilmesi değerlidir.
Ancak işlevsellik tek başına iyileşme değildir.
Kişi çalışabilir, sosyal olabilir, üretken olabilir;
ama hâlâ kendi içindeki boşlukla temas etmiyorsa,
hâlâ kendi değerleriyle çelişiyorsa,
hâlâ kendi gerçeğinden kaçıyorsa,
orada yalnızca dışsal bir düzen vardır.
Bütüncül iyileşme ise şunu içerir:
Kişinin kendini tanıyarak;
hayatını, ilişkilerini ve gerçekliği
anlam perspektifinden ve kopmadan yaşayabilmesi.
Bu gerçekleştiğinde işlevsellik çoğu zaman doğal bir sonuç olarak gelir.
Ancak yalnızca işlevsellik hedeflendiğinde, bütünlük her zaman ortaya çıkmayabilir.
İyileşme Cesaret Gerektirir
İyileşme yalnızca rahatlamak değildir.
Bazen kişinin kendi savunmalarıyla yüzleşmesini gerektirir.
Bazen yıllardır taşıdığı bir inancı sorgulamasını gerektirir.
Bu süreç destabilize edici olabilir.
Ancak güvenli bir terapötik ilişki içinde,
bu destabilizasyon yıkıcı değil; dönüştürücü olabilir.
İyileşme, acının tamamen ortadan kalkması değil;
acıyla kurulan ilişkinin değişmesidir.
Belki de iyileşme tam olarak şudur:
Kişinin kendi gerçeğinden kaçmadan yaşayabilme kapasitesinin artması.



