Psikoterapi Serisi – 4: Teknik mi, Zemin mi?

Psikoterapi denildiğinde çoğu zaman teknikler akla gelir.
Bilişsel yeniden yapılandırma, duygu düzenleme stratejileri, maruz bırakma, sınır koyma çalışmaları…

Teknikler değerlidir.
Yılların birikimiyle oluşmuş yöntemlerdir.
İşe yararlar.

Ancak şu soru çoğu zaman yeterince sorulmaz:

Teknik neyin üzerine oturuyor?

Teknik Her Zaman İyileştirir mi?

Bir danışan düşünelim:

“Kendimi değersiz hissediyorum.”

Bu cümleye teknik bir müdahale mümkündür.
Olumsuz otomatik düşünceler belirlenir.
Alternatif düşünceler üretilir.
Kanıtlar gözden geçirilir.

Ve danışan bir süre sonra şunu söyleyebilir:

“Aslında o kadar da değersiz değilim.”

Bu kıymetlidir.

Ancak başka bir ihtimal daha vardır:

“Değersizlik hissi hangi yaşam deneyiminden doğdu?
Bu his, hangi ilişki örüntüsünde tekrar ediyor?
Bu duygu, hangi değerin ihlal edildiğini anlatıyor olabilir?”

Teknik düşünceyi düzenler.
Zemin ise anlamı görünür kılar.

Zemin Nedir?

Zemin; terapötik ilişki, güven, tempo, danışanın öznel kapasitesi ve fenomenolojik dünyasıdır.

Zemin olmadan teknik uygulanabilir;
ancak içselleşmeyebilir.

Danışan yeni bir düşünceyi öğrenebilir;
ama eski duygusal örgütlenme devam edebilir.

Zemin olduğunda ise teknik bir araç olur.
Zemin olmadığında teknik bir müdahale olarak kalır.

İnsan mı, Müdahale mi?

Bazen terapide şu fark edilmeden olur:

  • Danışan konuşur.
  • Terapist bir teknik fırsatı yakalar.
  • Müdahale yapılır.

Ancak danışanın anlattığı şey bir “teknik fırsatı” değil,
bir “insani temas” çağrısı olabilir.

Örneğin:

“Babam hiçbir zaman beni yeterli görmedi.”

Bu cümle bir şema çalışması için uygundur.
Ama aynı zamanda bir yas, bir kırgınlık ve bir kabul arayışıdır.

Eğer terapist yalnızca müdahaleye yönelirse,
danışan anlaşılmış değil; düzeltilmiş hissedebilir.

Teknik Karşıtı mıyım?

Hayır.

Teknikler gereklidir.
Ancak teknikler zeminin önüne geçtiğinde,
terapi mekanikleşme riski taşır.

İnsan karmaşıktır.
Yaşam çelişkilidir.
Anlam doğrusal değildir.

Teknikler bu karmaşıklığın içinde yol gösterici olabilir.
Ama karmaşıklığın kendisini ortadan kaldıramaz.

Zemin Olduğunda Ne Değişir?

Zemin olduğunda:

  • Danışan hız değil tempo belirler.
  • Yüzleştirme ilişki içinde yapılır.
  • Destabilizasyon güven içinde yaşanır.
  • Farkındalık dayatılmaz, keşfedilir.

Bu noktada teknik bir araç haline gelir;
ama ilişki iyileştirici olmaya devam eder.

Asıl Soru

Belki de soru teknik mi, zemin mi değildir.

Asıl soru şudur:

Teknik, insan zeminine mi hizmet ediyor;
yoksa insan, tekniğin uygulanacağı bir alan haline mi geliyor?

Psikoterapi bir uygulama sahası değildir.
Bir karşılaşma alanıdır.

Teknik ancak insan zemini üzerine oturduğunda anlamlıdır.

Ve belki de terapinin en zor ama en değerli tarafı tam olarak budur:
Müdahale etmeden önce anlamaya cesaret etmek…

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir