Bağımlılıkta Roller: Herkes Neden Aynı Oyunu Tekrarlar?
Bağımlılık çoğu zaman tek bir kişinin değil, paylaşılan rollerin hikâyesidir.
Bir Tiyatro Sahnesi Düşünün
Bir tiyatro sahnesi düşünün.
Oyunculardan biri rolünü bıraksa bile oyun bitmez.
Bir başkası o rolü devralır, sahne devam eder.
Bağımlılık da çoğu zaman böyle işler.
Ortada tek bir “sorunlu kişi” varmış gibi görünür ama sahnenin arkasında herkesin bildiği, alıştığı roller vardır.
Ve bu roller değişmeden, oyun nadiren değişir.
Bağımlılık Bireysel Değil, Sistemiktir
Bağımlılık çoğu zaman bir kişinin problemi gibi ele alınır.
Oysa pratikte gördüğümüz şey şudur:
Bağımlılık, içinde herkesin bir şekilde yer aldığı bir sistemdir.
Bu sistemde roller bilinçli olarak seçilmez.
Genellikle çaresizlikle, korkuyla ve “bir şekilde idare edelim” düşüncesiyle oluşur.
En Sık Görülen Roller
Roller aileden aileye değişse de bazı kalıplar oldukça tanıdıktır:
- Bağımlı: Görünen sorun, en çok konuşulan ama çoğu zaman tek sorumlu olmayan kişi.
- Kurtarıcı: Krizi yatıştıran, toparlayan, herkes dağılmasın diye yük alan kişi. (Sıklıkla anne gibi)
- Kontrol Eden: Sürekli denetleyen, takip eden, baskıyla çözüm arayan kişi. (Sıklıkla baba gibi)
- Görmezden Gelen: Sorunla yüzleşmemek için yok sayan, sessiz kalan kişi.
- Taşıyıcı: Kimseye yük olmasın diye duygusunu içine atan kişi.
Bu rollerin hiçbiri kötü niyetle oluşmaz.
Aksine çoğu, durumu kurtarma çabasının ürünüdür.
Peki asıl soruya gelelim. Aile bireyi olarak bu rollerin hangileri sizi ne kadar tanımlıyor?
Roller Ne İşe Yarar?
Roller ilk bakışta işe yarıyor gibi görünür:
- Krizler ertelenir
- Aile dağılmamış gibi hissedilir
- Günlük hayat bir şekilde devam eder
Ama bedeli vardır.
Roller sayesinde herkes yorulur ama düzen bozulmaz.
Değişim tam da bu noktada gecikir.
Roller Değişmeden Neden İyileşme Zor?
Bağımlı birey bir adım atsa bile, sistem aynı kaldığında herkes eski rolünü hatırlatır.
Kurtarıcı yine kurtarmak ister.
Kontrol eden yine kontrol etmeye çalışır.
Görmezden gelen sessizliğe geri döner.
Ve bağımlı, iyileşmeye çalışırken farkında olmadan eski yerine çağrılır.
Çünkü sistem, tanıdığı oyunu sever.
Kırılma Noktası
İyileşme, bir kişinin değişmesiyle değil; herkesin kendi rolüne bakmasıyla güçlenir.
“Ben neyi üstleniyorum?”
“Neyi kontrol ediyorum?”
“Neyi görmezden geliyorum?”
Bu sorular sorulmaya başladığında, oyun yavaş yavaş değişir.
Son Olarak…
Bu yazıyı okurken seni en çok rahatsız eden rol hangisiydi?
Belki de mesele o rolü kimin oynadığı değil, neden hâlâ sahnede olduğu olabilir mi?



